Annoying
- Kelimenin İngilizce anlamı: Causing irritation or slight anger.
- Türkçe anlamı: Sinir bozucu, rahatsız edici.
- Kelime türü: Sıfat (Adjective).
- Eş anlamlılar: Irritating, bothersome, frustrating, aggravating, exasperating.
- Karşıt anlamlılar: Pleasant, enjoyable, delightful, agreeable.
Etimoloji (Kelimenin Kökeni ve Tarihçesi)
- Annoying kelimesi, Eski Fransızca anoier kelimesinden gelir ve “rahatsız etmek, can sıkmak” anlamına sahiptir.
- Latince inodiare (nefret ettirmek) kelimesinden türemiştir.
-
- yüzyıldan itibaren İngilizce’de kullanılmaktadır.
Kullanım Sıklığı ve Trendler
- Günlük konuşmalarda oldukça yaygın kullanılan bir kelimedir.
- Google Ngram verilerine göre, 20. yüzyılın başlarından itibaren popülerliği artmıştır.
- Sosyal medyada ve modern dijital çağda “annoying ads” (sinir bozucu reklamlar) gibi kullanımlarla sıkça görülmektedir.
Deyimler ve Kalıp İfadeler
- Annoying habit: Sinir bozucu alışkanlık.
- Annoying noise: Rahatsız edici gürültü.
- Stop being so annoying! (Bu kadar sinir bozucu olmayı bırak!)
Telaffuz (Fonetik Yazım ve Sesli Telaffuz)
- IPA: /əˈnɔɪ.ɪŋ/
- Telaffuz: Uh-noy-ing
10 Farklı Alan için Örnek Cümleler
-
Günlük Konuşma:
- İngilizce: My little brother can be so annoying when he keeps asking the same question.
- Türkçe: Küçük kardeşim aynı soruyu tekrar tekrar sorduğunda çok sinir bozucu olabiliyor.
-
Akademik Kullanım:
- İngilizce: Background noise in study environments can be an annoying distraction for students.
- Türkçe: Çalışma ortamındaki arka plan gürültüsü, öğrenciler için sinir bozucu bir dikkat dağıtıcı olabilir.
-
İş Dünyası:
- İngilizce: Constant email notifications can be quite annoying during meetings.
- Türkçe: Sürekli gelen e-posta bildirimleri toplantılar sırasında oldukça rahatsız edici olabilir.
-
Teknoloji:
- İngilizce: Many users find pop-up ads extremely annoying while browsing websites.
- Türkçe: Birçok kullanıcı, internet sitelerinde gezinirken açılan reklamları son derece sinir bozucu buluyor.
-
Edebiyat:
- İngilizce: The novel’s protagonist found his neighbor’s constant chatter annoying.
- Türkçe: Romanın ana karakteri, komşusunun sürekli gevezeliğini sinir bozucu buluyordu.
-
Spor:
- İngilizce: The referee’s inconsistent decisions were annoying for both teams.
- Türkçe: Hakemin tutarsız kararları her iki takım için de sinir bozucuydu.
-
Sağlık:
- İngilizce: The patient complained about the annoying itch after the surgery.
- Türkçe: Hasta, ameliyat sonrası sinir bozucu kaşıntıdan şikayet etti.
-
Hukuk:
- İngilizce: Filing unnecessary lawsuits can be an annoying burden on the legal system.
- Türkçe: Gereksiz davalar açmak, hukuk sistemi üzerinde sinir bozucu bir yük oluşturabilir.
-
Bilim:
- İngilizce: The scientist found the repeated errors in the data collection process quite annoying.
- Türkçe: Bilim insanı, veri toplama sürecindeki tekrarlanan hataları oldukça sinir bozucu buldu.
-
Sanat:
- İngilizce: Some critics find abstract art confusing and even annoying.
- Türkçe: Bazı eleştirmenler soyut sanatı kafa karıştırıcı ve hatta sinir bozucu buluyor.
Karşılaştırmalı Kullanımlar
- Annoying vs. Frustrating: Annoying rahatsız edici ve sinir bozucu şeyler için kullanılırken, frustrating daha çok hayal kırıklığına neden olan durumları ifade eder.
Çeviri Farklılıkları
- Amerikan ve İngiliz İngilizcesinde aynı anlamda kullanılır.
- Türkçede “sinir bozucu” veya “rahatsız edici” olarak çevrilse de bağlama göre “bıktırıcı” veya “can sıkıcı” anlamlarına da gelebilir.
Kelimenin Alternatif Anlamları
- Bilimde: Bazı fiziksel olaylar için “rahatsız edici etki” anlamında kullanılabilir.
- Psikolojide: Kişinin stres seviyesini artıran küçük, sürekli tekrar eden olaylar için kullanılır.





Salam qiymətinizi bilmək istədim.